“Önce bir ya da iki kişi ölüyordu, sonra yirmi, sonra elli, sonra normal gelmeye başladı”

2011'de, Arap Baharı’nın bir parçası olarak, yüz binlerce Suriyeli özgürlük ve insan hakları talebiyle sokaklara çıktı. Rejimin sert müdahalesi ve göstericilerin geri adım atmayı reddetmesi, Suriye’de zamanımızın en kötü insani felaketi haline gelecek vahşi bir savaşın fitilini ateşledi. Savaştan geriye sadece ölüler değil, yıkılmış şehirler, parçalanmış aileler ve umudunu yitirmiş insanlar da kaldı.

Günümüzde Suriyelilerden acınacak mağdurlar, suçlanacak radikaller, korkulacak veya engellenecek tehditler olarak bahsediliyor. Suriyelileri küresel bir problem olarak ele alan sözler kasırgasının içinde, gerçek Suriyelileri birer insan olarak dinleme şansını bulmak zor olabiliyor. Wendy Pearlman işte bu sesi bize ulaştırıyor.

Pearlman, ülkesinden ayrılmak zorunda kalan yüzlerce Suriyeli ile Türkiye’de, Lübnan’da ve dünyanın çeşitli şehirlerinde röportaj yaparak dört yıl geçirdi. Evlerinde kaldı, yemeklerini paylaştı, çocuklarıyla oynadı, hastaneleri ziyaret etti, şiddet ve yurdundan olmanın ne demek olduğuna tanıklık etti ve bu röportajlardan derlediği yaşam öykülerini Bir Köprüden Geçtik kitabında topladı. Suriye’de yaşananları daha iyi anlamak için kronolojik olarak sekiz bölüme ayrılan kitabın bölüm başlıkları: Otoriterleşme, Umudun Hüsranı, Devrim, Baskı, Askerileşme, Canlı Savaş, Göç ve Yansımalar.

Abu Firas, savaşçı (kırsal İdlib)

Doğal sebeplerle birinin öldüğünü duymayalı çok oldu. Başlangıçta, bir ya da iki kişi ölüyordu. Sonra yirmi. Sonra elli. Sonra normal gelmeye başladı. Elli kişi kaybedince, “Allah’a şükür, sadece elli!” diye düşünüyorduk.

Bomba ve kurşun sesleri olmadan uyuyamıyordum. Sanki bir şeyler eksik gibi geliyordu. Geçen sene, Ramazan Bayramı’nda pazarı bombardımana tuttular. İnsanlar pazarı terk etti. Yarım saat sonra, herkes döndü ve alışverişe devam etti.

------

Amin, fizyoterapist (Halep)

Sonra, başka birisi kız arkadaşını aradı, “Sevgilim, telefonumun dakikası bitiyor. Seni Amin’in telefonundan tekrar arayacağım” dedi. Bir süre sonra kız beni arayıp onu sordu, kıza öldürüldüğünü söyledim. Ağladı, arkadaşlarım da, “Neden ona bunu söyledin?” dedi. “Çünkü olan bu. Bu normal. Öldü” dedim.

İşte bu insanlığımızı kaybettiğimiz zamandı. Telefonumu açıp rehberime bakıyordum, sadece bir ya da ikisi hâlâ hayattaydı. Bize, “Eğer birisi ölürse, numarasını silmeyin. Sadece ismini ‘Şehit’ olarak değiştirin” dediler. Böylece, o numaradan mesaj gelirse, başka birinin telefonu ele geçirdiğini ve sizi tuzağa düşürmeye çalışıyor olabileceğini bilirdiniz.

Telefonumun rehberini açıyordum, hepsi Şehit, Şehit, Şehit...

------

Jalal, fotoğrafçı (Halep)

Bir keresinde üç çocuğu öldüren bir varil bombasının fotoğrafını çektik. Babayı hüngür hüngür ağlarken fotoğraflıyordum. “Onları, götürebileceğim daha güvenli bir yer bulmak için bir saatliğine bırakmıştım. Geri geldim ve gitmişlerdi” deyip durdu. Dört çocuğum var ve geleceğimin tüm amacı onların geleceklerini garanti altına almak. Bu yüzden, çocuklarını –geleceğini tanımlayan şeyleri– kaybeden bu adamı hayal ediyorum. Bir canavara dönüşürse, onu tamamen anlarım.

Ancak bir canavarın bile umudu vardır. Bir gün tekrar normal bir insan olmayı umut eder.

------

Wendy Pearlman, kitabın yazım sürecini şöyle anlatıyor: “Bu yolculuk boyunca, mülteci topluluklarının arasına girdim. Ailelerle haftalarca aynı odayı paylaştım, gece geç saatlerde kafelerde konuştum, hastane ve rehabilitasyon merkezlerinde yaralıların yanında oturdum. Tozlu mülteci kamplarını, kirli kaçak meskenleri, sığınağa çevrilmiş spor salonlarını ve sayısız perişan apartmanı ziyaret ettim. Türkiye-Suriye sınırında sekizinci sınıf gazetecilik öğretmekten Berlin şehir merkezinde kıyafet dağıtmaya kadar gönüllü işler yaptım.”

Kitapla ilgili diğer yazılar 

Bir Köprüden Geçtik: Suriye’de Direniş ve Devrim Günlerinden Kesitler

“Bizim Bir Hükümetimiz Yok, Bizim Bir Mafyamız Var”

“Kelimelerle Anlatamadığınız Bazı Şeyler Vardır, Mesela Koku”

“İşe Yaramaz Hale Geldiğimi Hissettiğimde Suriye’den Ayrılmaya Karar Verdim”

“Neden Suriye’nin gelinleri için zılgıt çekmiyorsunuz?”

Ülkelerinden Ayrılmak Zorunda Kalan Suriyelilerin Gerçek Hikâyeleri

Karşılaştırmalı siyaset ve Ortadoğu konularındaki araştırmalarıyla tanınan Northwestern Üniversitesi profesörü Wendy Pearlman’ın yazıp Ömür Çağdaş Ersoy’un Türkçeye çevirdiği Bir Köprüden Geçtik kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneğiyle satın almak için tıklayın.

 

 

 

 



Kapat