Bir Köprüden Geçtik: Suriye’de Direniş ve Devrim Günlerinden Kesitler

2011'de, Arap Baharı’nın bir parçası olarak, yüz binlerce Suriyeli özgürlük ve insan hakları talebiyle sokaklara çıktı. Rejimin sert müdahalesi ve göstericilerin geri adım atmayı reddetmesi, Suriye’de zamanımızın en kötü insani felaketi haline gelecek vahşi bir savaşın fitilini ateşledi. Savaştan geriye sadece ölüler değil, yıkılmış şehirler, parçalanmış aileler ve umudunu yitirmiş insanlar da kaldı.

Günümüzde Suriyelilerden acınacak mağdurlar, suçlanacak radikaller, korkulacak veya engellenecek tehditler olarak bahsediliyor. Suriyelileri küresel bir problem olarak ele alan sözler kasırgasının içinde, gerçek Suriyelileri birer insan olarak dinleme şansını bulmak zor olabiliyor. Wendy Pearlman işte bu sesi bize ulaştırıyor.

Pearlman, ülkesinden ayrılmak zorunda kalan yüzlerce Suriyeli ile Türkiye’de, Lübnan’da ve dünyanın çeşitli şehirlerinde röportaj yaparak dört yıl geçirdi. Evlerinde kaldı, yemeklerini paylaştı, çocuklarıyla oynadı, hastaneleri ziyaret etti, şiddet ve yurdundan olmanın ne demek olduğuna tanıklık etti ve bu röportajlardan derlediği yaşam öykülerini Bir Köprüden Geçtik kitabında topladı. Suriye’de yaşananları daha iyi anlamak için kronolojik olarak sekiz bölüme ayrılan kitabın bölüm başlıkları: Otoriterleşme, Umudun Hüsranı, Devrim, Baskı, Askerileşme, Canlı Savaş, Göç ve Yansımalar.

 

Kitabın “Devrim” bölümünde yer alan röportajlardan bazıları:

Rima, yazar (Suwayda)

Hiçbir sebep yokken, bir polis memuru Şam’daki eski pazar yeri Hareaqa’de birini öldürdü. Beş dakikadan kısa sürede, yüzlerce insan toplandı ve rejime karşı protestoya başladılar. “Suriye halkı aşağılanmayacak!” diye bağırdılar. Bana bunu işten bir arkadaşım anlattı. Çok heyecanlıydı ama bunun gerçek olduğuna inanamadım. Hayatımızda ilk defa böyle bir şey görüyor veya duyuyorduk. Bir saatten kısa sürede, olayın videoları YouTube’a yüklendi. Onları izledim ve mutluluktan ağladım. Bu, Suriye’de devrimin başladığı anlamına geliyordu.

---

Rima, yazar (Suwayda)

Bir gösterideydim. Diğer insanlar bağırıyordu, onlara katıldım. Fısıldamaya başladım: “Özgürlük.” Sonra kendimi tekrar ederken duymaya başladım: “Özgürlük, özgürlük, özgürlük.” Sonra bağırmaya başladım: “Özgürlük!” Sesim diğerlerinin sesine karıştı. Kendi sesimi duyduğumda, titremeye ve ağlamaya başladım. Uçuyormuşum gibi hissettim. Kendi kendime, “Sesimi ilk defa duyuyorum” diye düşündüm. “İlk defa bir ruhum var ve ölmekten, tutuklanmaktan veya başka bir şeyden korkmuyorum” diye düşündüm. Bu özgürlüğü sonsuza kadar hissetmek istedim. Ve kendime, bir daha kimsenin sesimi çalmasına asla izin vermeyeceğimi söyledim.

O günden sonra tüm gösterilere katılmaya başladım.

---

Husayn, oyun yazarı (Halep)

Mısır’da devrim başladığında, Facebook’ta Mısırlılara tavsiyelerde bulunuyor ve devrimci şarkılar paylaşıyorduk. Onlarla birlikte Tahrir Meydanı’nda olduğumuzu hissediyorduk.

Ve sonra ilk gösteri Dera’da gerçekleşti. Halep’te, bunu duydum ve bir Facebook durumu yazdım. Paylaşmak için “enter”a basmadım; çok korkmuştum.

Parmaklarım klavyedeydi. Kendime Mısır’daki devrimi desteklemek için bir şeyler paylaşmanın ama aynı şeyler kendi ülkemde gerçekleştiğinde, herhangi bir şey yapmaktan korkuyor olmanın utanç verici olduğunu söyledim. Sonunda “enter”a bastım. Ertesi sabah rejimin adamlarının beni tutuklayacağından emin olarak yatağa gittim. 

---

Ziyad, doktor (Humus)

Bir keresinde, Humus’taki camilerden birine genç bir adam geldi. Boynunda bir kolye görünüyordu ama uç kısmı gömleğinin içindeydi. Saflara geçti ve herkesle birlikte ibadet etti. Eğildiğinde, kolyesi dışarı çıktı. Kolyesinin ucunda haç vardı. İnsanlar, “Ya o kolyeyi yanlışlıkla taktın ya da camiye yanlışlıkla geldin” dediler. Genç Hıristiyan adam dedi ki: “Buraya hepinizle beraber gösterilere katılmak için geldim.”

---

Mahmoud, aktör (Humus)

Başlangıçta, insanlar telefonda konuşmaya korkuyordu. Bu yüzden şifreli konuşuyorlardı. Şam’da okuldaydım ve Humus’taki annemi arıyordum:

“Merhaba anne, ne var ne yok?”

“Alimallah, bugün yağmurlu ve sisli.”

“Sisli” güvenlik güçlerinin orada olduğu anlamına geliyordu. “Yağmurlu” ateş ediyorlar demekti. “Fırtına” bombardıman demekti. Ve biz tüm bunları yazın sıcağında söylüyorduk.

“Evet anne, hava şartlarına katlanmak zorundayız” diyordum.

---

Annas, doktor (Ghouta)

“Büyük Cuma” eylemi Hıristiyan kardeşlerimize hürmeten Paskalya ile dayanışmayla gerçekleşti. Hıristiyan Suriyelileri gelip katılmaya teşvik etmek istedik.

Yüz binden fazla kişiden oluşan büyük bir kalabalıktık. Şam’ın tüm banliyölerinden insanlar geldi: Douma, Harasta, Zamalka, Kafr Batna’dan... O kadar kalabalıktık ki, bir köprüden geçtiğimizi ve köprünün ayaklarımızın altında titrediğini hatırlıyorum. 

---

Cherin, anne (Halep)

Devrimden önce, Suriye’nin Esad için olduğunu düşünürdüm. Suriye sadece yaşadığım yerdi ama bana ait değildi. Devrim başladığında, Suriye’nin benim ülkem olduğunu keşfettim. Kürtler olarak biz baskı gördüğümüzü, diğerlerinin rejim tarafından kayırıldığını düşünüyorduk. Devrimden sonra hepimizin aynı baskıdan mustarip olduğunu gördük. Birlikte hareket ediyor olmadığımızı ve rejimin bize bu sayede hâkim olduğunu fark ettik.

---

Wendy Pearlman, kitabın yazım sürecini şöyle anlatıyor: “Bu yolculuk boyunca, mülteci topluluklarının arasına girdim. Ailelerle haftalarca aynı odayı paylaştım, gece geç saatlerde kafelerde konuştum, hastane ve rehabilitasyon merkezlerinde yaralıların yanında oturdum. Tozlu mülteci kamplarını, kirli kaçak meskenleri, sığınağa çevrilmiş spor salonlarını ve sayısız perişan apartmanı ziyaret ettim. Türkiye-Suriye sınırında sekizinci sınıf gazetecilik öğretmekten Berlin şehir merkezinde kıyafet dağıtmaya kadar gönüllü işler yaptım.”

 

Kitapla ilgili diğer yazılar 

“Önce bir ya da iki kişi ölüyordu, sonra yirmi, sonra elli, sonra normal gelmeye başladı”

“Bizim Bir Hükümetimiz Yok, Bizim Bir Mafyamız Var”

“Kelimelerle Anlatamadığınız Bazı Şeyler Vardır, Mesela Koku”

“İşe Yaramaz Hale Geldiğimi Hissettiğimde Suriye’den Ayrılmaya Karar Verdim”

“Neden Suriye’nin gelinleri için zılgıt çekmiyorsunuz?”

Ülkelerinden Ayrılmak Zorunda Kalan Suriyelilerin Gerçek Hikâyeleri

Karşılaştırmalı siyaset ve Ortadoğu konularındaki araştırmalarıyla tanınan Northwestern Üniversitesi profesörü Wendy Pearlman’ın yazıp Ömür Çağdaş Ersoy’un Türkçeye çevirdiği Bir Köprüden Geçtik kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneğiyle satın almak için tıklayın.

 

 

 

Kapat