İyi Ürün ve Hizmet Kendi Kendini Pazarlar mı?

Bu düşünce iyi bir ürün ya da hizmete sahip olduğunu düşünen markaların hiçbir tanıtım yapmadan başarının, ünün, zenginliğin, övgülerin ardı sıra geleceğine dair inanışın yansımasıdır. Birçok şirket, “pazarda daha iyi ürünün her zaman kazandığı” ve “pazarlamanın boş yere para kaybı olduğu” kanısıyla hareket ediyor. 

“Satış ürünü müşteriye götürür, pazarlama müşteriyi ürüne getirir.”

Reklam, PR, pazarlama, SEO, marka yönetimi gibi pazarlama taktikleri olmadan tüketicilerin onlara doğru akın edeceğini düşünmek gerçekçi bir düşünce değil. Bir ürünün, hizmetin kendi kendini pazarlaması inanışı, söz konusu ürünün/hizmetin tüm kalabalığı aşarak sadece ilgili kitleye ulaşmasını ve pazardaki en iyiler arasında olmayı başarmasıdır. Bu inanış doğru olsaydı, global olarak tanınan lider markaların reklama ihtiyaç duymaması gerekirdi. Oysa şirketlerin verileri bu inanışın tersini söylüyor. 

Örneğin, spor giyim liderlerinden Nike, 2016 yılında kazandığı her dokuz dolar için pazarlamaya bir dolar harcarken, Coca Cola gelirinin onda birini pazarlamaya ayırıyor. McDonalds ise gelirinin %3’ünü reklamlarına harcıyor. Tanıtıma ihtiyaç duymayacağını düşündüğünüz Amazon.com, McDonald’s’ın yıllık pazarlama harcamasının iki katını gözden çıkarıyor. Dijital pazarlamanın kalesi Facebook ise kazancının %5’ini kendi tanıtımına ayırıyor. Bu rakamlar, global olarak tanınan, sektöründe lider olan bu dev şirketlerin bile kendilerini tanıtmak için muazzam oranda yatırım yaptıklarını gösteriyor.

“Siz en iyisini yapın, mutlaka fark edilirsiniz” düşüncesi geçmişte kaldı. İnternet, alışveriş yapma, sosyalleşme ve boş zamanımızı geçirme biçimlerimizi değiştirdikçe bu ifade gerçek olmaktan daha uzak hale geldi. Sadece en iyisini yaptıysanız artık Google’ın on ikinci sayfasında insanların sizi bulmasını beklemeniz gerekiyor. 

“Ürünlerinin ya da hizmetlerinin pazarlanması için hiç para harcamadığını söyleyen birini gösterin, ben de size bir yalancıyı göstereyim.” PR Mitleri

IKEA, Just-Eat, The National Gallery gibi pek çok önemli markanın tanıtım kampanyalarını başarıyla yürüten halkla ilişkiler uzmanı Rich Leigh, PR Mitleri kitabında tanıtım ile ilgili duyduğunuz her şeyi yerle bir ediyor. Yazar, bir markanın satışı için en önemli şeyin o markanın tanıtımı olduğunu anlatıyor. “O kadar harikayız ki kendimizi pazarlamamıza gerek yok” düşüncesiyle tanıtıma az para harcamanın şirketler için başarı gibi görülmesinin anlamlı olmadığını vurguluyor. Satışın anlatma, pazarlamanın ise tüketiciyi anlama yeteneği olduğunu anlatan PR Mitleri, satışın satmaya, pazarlamanın ise ürünü/hizmeti satılabilir hale getirmeye çalıştığının üzerinde duruyor.

PR ile ilgili önyargılara, yanlış stratejilere, doğru bilinen yanlışlara kıvrak bir zekâyla kafa tutuyor. Yazar, PR ile ilgili sorulmamış sorular soruyor, bu soruları kendi deneyim ve içgörüleri ile cevaplıyor. Kitap, PR alanında çalışanlar için temel bir kılavuz niteliğinde. PR çalışması yapanlar ve yapmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. PR Mitleri halkla ilişkilerin ne olduğunu, PR’ın değeri ve rolünü yaşanmış hikâyeler ve faydalı kaynaklar kullanarak anlatan, öğrencilerin, işletme sahiplerinin ve PR uzmanlarının yararlanabileceği gerçekçi, içten ve etkili bir kitap. 

Rich Leigh’in PR Mitleri kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile satın almak için hemen tıklayın.

 

 

 

 



Kapat