Anlayarak Bir Kitap Okumak, Anlamadan Yüz Kitap Okumaktan İyidir

MEB tarafından yayımlanan Milli Eğitim Dergisi’nin 2020 yılı 226. Sayısında yer alan “Ortaokul Öğrencilerinin Problem Çözme ve Problem Oluşturma Becerilerinin İncelenmesi” adlı çalışma, bazı öğrencilerin okuduklarını doğru olarak anlayamadıkları için problemleri çözemediklerini ortaya çıkarmıştı.

Aynı şekilde PISA / 2015 sonuçlarına göre Türkiye okuma ve okuduğunu anlamada OECD ülkelerinin arasında Meksika’yla birlikte son sırada yer alıyordu.

Az okuyan ve okuduğunu anlamakta güçlük çeken bir kuşak için Bilgi Yayınevi olarak iki farklı liste hazırladık:

 

 

Nasıl Okusam?

1- Eleştirel Okuma: Emin Özdemir’in Eleştirel Okuma kitabı bir başucu kitabı niteliğinde. Çünkü “Ne okusam?” sorusundan çok daha öncelikli ve çok daha önemli bir soru “Nasıl okusam?”

Okuduğunu anlamayan bir öğrenciden daha çok kitap okumasını istemek hiç de anlamlı değil. Bir öğrenci öncelikle bir kitabı nasıl okuması, nasıl anlaması ve yorumlaması gerektiğini öğrenmeli. Kitabın içindeki katmanları ayırt edebilmeli. Kuşkusuz bu çözümlemelerle birlikte okuduğundan da zevk alabilmeli. Okuduğunu anlamadan yüzlerce kitap okumaktansa, anlayarak tek bir kitap okumak yeğdir.

“Bir paragrafı anlayarak okumak, bir matematik problemi çözmeye benzer. Nasıl problemin çözümünde öğeleri değerlerine göre kullanma, aralarındaki ilişkiyi doğru kurma bir zorunluluksa, paragrafı oluşturan sözcükleri de doğru algılama, birbirleriyle ilişkilerini bulma, yansıttıkları düşünceyi ve düşünsel düzeni görme de öylesine bir zorunluluktur.” E.L.Thorndike’ın bu sözleri ışığında Emin Özdemir, okuduğunu anlamak için temel yaklaşımları son derece akıcı bir dille aktarıyor.

Öğretici metinler ve yazınsal metinlerin ayrı ayrı ele alındığı kitapta Tahsin Yücel’den Akşit Göktürk’e, Sait Faik’ten Ferit Edgü’ye, Adnan Binyazar’dan Nurullah Ataç’a, Yaşar Kemal’den Erhan Bener’e, Esendal’dan Dağlarca’ya, Külebi’den Necatigil’e, Orhan Veli’den Kemal Tahir’e kadar onlarca örnek var. Siz olay örgüsü, karakterler, imgeler üstüne kafa yorarken hiç fark etmeden kendinizi bir edebiyat şöleninin içinde buluyorsunuz. Emin Özdemir’in kitabıyla öğrenme isteğini aşan bir tutkuya dönüşüyor okumak. Özenle seçilmiş metinlerin ışığında okuryazarlıktan eleştirel okumaya doğru yelken açıyorsunuz.

Her gerçek okurun kitaplığında olması gereken bir başvuru kitabı Eleştirel Okuma. PISA sonuçlarını düşündüğümüzde belki de okulların Türkçe derslerinde temel kitap olarak okutulmalı.

Emin Özdemir’in Eleştirel Okuma kitabını satın almak için tıklayın.

 

2- Yazma Üzerine: Ernest Hemingway, mektuplarında, röportajlarında ve makalelerinde yazar dostlarına önerilerde bulunmayı severdi. Romanlarına baktığınızda da benzer şekilde yazmakla ilgili ayrıntılı bölümler hemen gözünüze çarpar. Hemingway’in yazdıkları genel olarak yıllar içinde sınama şansını bulduğu bazı yöntemlerden ve kendi deneyimlerinden oluşuyordu. Yazarın dünyasına girmek ve okuduğunu doğru anlamak için en önemli kitaplardan birisi Hemingway’in Yazma Üzerine kitabı. İşte bu müthiş kitaptan bazı sözler:

  • Bir yazar için erken yaşta alınabilecek en iyi eğitim mutsuz bir çocukluktur.
  • Ciddi bir şekilde yazabilmek için korkunç bir şekilde incinmiş olman gerekir. Ama bu lanet olası acıyı yaşadığında, kullan; onunla hile yapma. Ona bir bilim insanı gibi sadık kal, ancak sırf senin ya da seninle ilgili birinin başına geldi diye herhangi bir öneme sahip olduğunu da düşünme.
  • Madam, tüm hikâyeler, eğer yeterince devam ettirilirse ölümle sonuçlanır ve bunu sizden esirgeyen kişi de gerçek bir hikâye anlatıcısı değildir.
  • Carlos, Juan’a küfrediyorsa her ikisi açısından da düşün. Yalnızca kimin haklı olduğunu düşünme… Bir yazar olarak hüküm vermemelisin. Anlamalısın.
  • Daha önce pek çok vatansever gördüm ve canlarının yeterince yanması durumunda hepsi de diğer herkes gibi öldüler ve bir kez öldüler mi de vatanseverlikleri birer efsane olmaktan başka bir işe yaramadı; bu onların yazınlarını kötü yönde etkiliyordu ve berbat şiirler yazmalarına neden oluyordu.

E.Hemingway’in Yazma Üzerine kitabını satın almak için tıklayın.

 

3- O İyi Kitaplar Olmasaydı: Emin Özdemir’in yazdığı O İyi Kitaplar Olmasaydı, Homeros’tan günümüze kadar neredeyse bütün önemli yazarlar ve kitaplar hakkında bilgiler içeriyor. Hem de ansiklopedik bilgiler gibi değil, kitaplardan alıntılar, yazar görüşleri ve anılar eşliğinde, peteğinden az önce süzülmüş bir kâse bal gibi her şeyiyle hazır geliyor önünüze. Keyifle çayımı içerim derken Mo Yan’ın kitabındaki bir açlık sahnesiyle ilk yudumunuz boğazınızda kalıyor, Saramago’nun körleriyle düşüncelere dalıp, Don Kişot’la birlikte hayaller kuruyor, Aziz Nesin’in idam şenliğiyle acı acı gülümsüyorsunuz. Kitabı bitirdiğinizde yalnızca büyük bir Edebiyat Ansiklopedisini değil aynı zamanda yüreğinize dokunmuş eşsiz güzellikte bir romanı bitirmiş gibi hissediyorsunuz. 

 

Kitaptaki alıntılardan birkaçı:

 

  • "Okuduğumuz o iyi kitaplar olmasaydı şimdikinden daha kötü durumda, daha uzlaşmacı, daha itaatkâr olurduk.” - Mario Vargas Llosa
  • “Yalnızca bizi ısıran ve bizi sokan kitapları okumalıyız, içimizdeki donmuş denizi kıran balta olmalı onlar.” – Franz Kafka
  • “Hayır diyen biridir başkaldıran insan. Ne kadar bulanık olursa olsun, bir bilinçlenme doğar başkaldırma eyleminden.” – Albert Camus

 

Emin Özdemir’in O İyi Kitaplar Olmasaydı kitabını satın almak için tıklayın.

 

Ne Okusam?

1- Yaşlı Adam ve Deniz: Hemingway, Florida sahillerinden okyanusa açılan Kübalı yaşlı balıkçıyla, onun kovaladığı kılıçbalığının mücadelesini öylesine gerçekçi anlatmıştı ki, kitabı okuyanlar kendilerini aynı sandalın içinde hissettiklerini söylüyordu. Seksen dört gündür denizden eli boş dönen Santiago, avını yakalamak için eliyle, koluyla, mızrağıyla, küreğiyle, çakısıyla savaşmaya başladığında okurların zihnine de kitaptan bir satır kazınıyordu: “İnsan yenilmek için yaratılmadı. Âdemoğlu mahvolur ama yenilmez.” Oysa Hemingway’in kahramanlarının en iyi bildiği şeylerden biridir yenilmek. Bu amansız av boyunca, yaşlı balıkçı yaşamı da sorgular. Kimi zaman kendisiyle, kimi zaman yedekteki kılıçbalığıyla, kimi zaman da köpekbalıklarıyla konuşur. Kılıçbalığını canlıyken de ölüyken de sevdiğini düşünür. Sonra kendini aklayan o ünlü söz gelir: “Zaten her şey şu ya da bu biçimde başka bir şeyi öldürmekle meşgul.”

20.yüzyılın en önemli başyapıtlarından birisi olarak kabul edilen Yaşlı Adam ve Deniz’i satın almak için tıklayın

 

 

 

 

2- Ekmek Parası: Bir çocuğun yüreğine ne kadar güzellik sığabilir? Ne kadar mutluluk alabilir bir kitabın sayfaları? Kim yoksulluk içinde geçen çocukluğunu bu kadar güzel anlatabilir? Eğer Ekmek Parası’nı okuduysanız bu soruların yanıtını biliyorsunuz demektir. Muzaffer İzgü, zorluklarla geçen çocukluğunu anlattığı Ekmek Parası kitabının sonunda, yoksulluk içinde yaşadıkları derme çatma barakadan ayrılırken şöyle der:

“Dört gün sonra taşınıyorduk. Ardımızda, sevinçlerimizle, acı çığlıklarımızla kapkaranlık bir bahçe bırakacaktık. Kimbilir, belki de bizden sonra birileri gelecekti buraya, kazmalar, kürekler çalışacaktı, her karışında bir anımız olan bu bahçeye kocaman bir apartman dikilecekti… Belki de adını ‘Mutluluk Apartmanı’ koyacaklardı. Yo hayır, kimse bizim denli mutlu olamayacaktı burada.”

Muzaffer İzgü’nün başyapıtlarından Ekmek Parası’nı satın almak için tıklayın

 

 

 

 

 

3- Aganta Burina Burinata: “Dümenci dümeni orsaalabandaya basar. Maestra yelkeninin rüzgârı boşanır. Yelken gök gürültüsü gibi gürleyerek, yapraklanır. Kaptan, ‘Mola kontra, iss punya!’ emrini verir. Punyaları basar, babafingo burnalarını mola eder, maestra prassiyalarını alesta ederiz. O zaman rüzgâr geminin başından gelmeye başlar. ‘Mola burina grandi, tira mola maestra!’ diye bağrılınca ve biz de söylenenleri yapınca geminin başı rüzgârdan açılmaya koyulur. İşte o zaman burinaları mola, trinket yelkenini tumba ederiz. Bazılarımız prova serenlerini prassiya tokaya alır. Dümenci dümen yekesini ortaya getirir. "Aganta skuta flok!" denince flok skutalarını çeker, kasarız. Artık bütün yelkenler rüzgârla dolmuştur. İşte o zaman, son emir, yani "Aganta burina burinata!" kumandası verilir. Kayık şarıl şarıl rüzgârın gözüne işler.”

Aganta Burina Burinata, yelkenini özgürlük rüzgârıyla doldurup, umutlu bir geleceğe açılan tüm güzel insanların çığlığıdır. Doğanın, denizin, hayvanın, insanın tükenmeyen coşkusudur Aganta Burina Burinata. Yaşama sevincidir, umuttur. Açık denizlere sevdadır, aşktır. Ufuktaki belirsiz maviliğe duyulan özlemdir. Güzel insanların haykırışıdır Aganta Burina Burinata.

Halikarnas Balıkçısı'nın Aganta Burina Burinata kitabını satın almak için tıklayın.



Kapat