Yaşar Kemal Balıkçı'yı Anlatıyor
"Balıkçı edebiyatımıza sağlıklı, güzel, yaratıcı doğayı getirdi"
Halikarnas Balıkçısı’na gelinceye kadar bizim edebiyatımızda pek öyle yaşayan doğa yoktu. Balıkçı kişi olarak gümbür gümbür bir insandı. O, doğanın bir parçası gibiydi... Bizim edebiyatımıza sağlıklı, gördüğümüz, güzel olan doğayı getirdi. Yunmuş arınmış yıldızları, yıkıntıları, ağaçları, yürüyen taşan gökyüzünü, akarsuları, bir uçtan bir uca akan karanlıkları, kuşları, balıkları, toptan denizi getirdi. Balıkçı bir yaşayan, doğaya tekmil coşkunluğuyla karışmağa can atan kişiydi. İyi, kendinden, yüreğinden veren, toprak gibi, çok cömert bir toprak gibi veren kişiydi. Balıkçıyı okurken insan doğayla bütünleşmiş, doğanın güzelliğinde atan bir yürek bulur.
Balıkçı hayran bir kişiydi. İnsana, tekmil doğaya. Onun doğası, insanları, kendi kişiliği gibi yaratıcı, devingendi . Onda her şey bir hız, bir devinme, bir yaratmaydı. O, edebiyatımıza denizi yarattı. Yepyeni doğalar yarattı.. Bizim genç romanımız bu büyük ustadan çok şey öğrenmiştir.
Sabahattin Eyuboğu'yla en çok sevişirlerdi. Bu, sebepsiz olamaz, Bunca yüce bir sevgi. İkisi de insani, doğayı derinlemesine, en küçük ayrıntılarına kadar yaşamağa can atan kişilerdi.
Eğer Halikarnas Balıkçısı denize başlamamış olsaydı Sait Faik olmazdı. Olurdu belki de; denizi böylesine sıcacık anlatan bir Sait Faik olmazdı.
Biz toprağı denizci Halikarnas Balıkçısı’ndan öğrendik. Onun denizi sevmeğe çalıştığı kadar biz toprağı bütün ayrıntılarıyla sevmeğe çalıştık.
Balıkçı bizim için mutlu, sağlıklı bir başlangıçtı. Bizim doğuluların temelinde çoğu kez soyutlamalar var. Kavramları, sözcükleri doğanın, insanın şiirinden çok sevmişiz, çok söylemişizdir. Balıkçı bizim ilk denize; ilk özgür doğaya bilinçle, ne yaptığını bilerek açılan yelkenlimizdir.
Dünya edebiyatında da çoğu kez doğa bir tıpatıplıktır. Bir basmakalıplıktır. Doğaya ilk başlayan büyük ustamız, ilk olarak da basmakalıplığı yıktı. Yeni kişiliği olan, kendi kişiliğine benzeyen coşkun bir doğa yarattı. Balıkçı'nın doğası kendi suretindedir. Bu bir edebiyat için ele geçmez bir talih; bir güzel başlangıçtır.
Bu güzel, talihli başlangıçtan sonradır ki, bizim edebiyatımız dünyaya yeni, ayrıcalığı, kişiliği olan bir dünya vermiştir. Bir Sait Faik Balıkçı sonrasının ulaşılmaz, güzel bir örneğidir. Sait'in doğası da yaşanmış, yeni bir doğadır. Sadece yaşanmış ama gene de yeter. Hayran olunacak, olunmuş bir doğanın türkücüsüdür Sait. Balıkçı’nın dünyası yalnız hayran kalınarak yaşanmış değil, birlikte çalışılmış, karında, yağmurunda, kışında, dalgasında, güneşinde, fırtınasında içiçe kalınmış, son damlasına kadar çalışılmış, doğanın emeğine katılınmış... Edebiyatımızın bundan böyle, hiç olmazsa edebiyatımızın bir kolu doğayı yaşayarak, doğayla çalışarak, bir alınteri doğayla çalışmakla bütünlenerek sağlıklı yolunu çizecek, dünyaya yeni, iyi örnekler sunacaktır.
Balıkçı’nın durup dururken Bodrum’u, Bodrum yapması onun yüzde yüz yaşama hırsındandır. Balıkçı bugünü derinliğine yaşadığı gibi, bugüne derinliğine katıldığı gibi düne de öyle katılmıştır.
Yazı: Milliyet Sanat Dergisi, 19 Ekim 1973
Fotoğraf: https://yasarkemalvakfi.org/
Halikarnas Balıkçısı'nın eserlerini bu bağlantıdan inceleyebilirsiniz.