Wuhan Günlüğü / Karantinadaki Bir Şehirden Mektuplar

Çin’in Wuhan kentinden gelen salgın haberi ilk kez duyulduğunda dünyada büyük bir yankı uyandırmamıştı ancak gelişmeler kısa süre içinde yön değiştirdi. En başta Çinli uzmanlar tarafından insandan insana bulaşmadığı açıklanan virüs hakkındaki gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca, Wuhan’da büyük bir panik meydana geldi. Virüs insandan insana kolaylıkla bulaşabiliyor ve özellikle ileri yaş grubu için öldürücü olabiliyordu.

Fang Fang, Wuhan Hakkında Bilgi Vermek İçin Sorumluluk Alıyor

Çin’de kapalı kapılar ardında neler yaşandığını herkes merak ederken gözü pek bir yazarın Wuhan Günlüğü adı altında yazdığı notlar yalnızca Çin’de değil, dünyanın başka ülkelerinde okunmaya başlandı. Günlük kısa sürede milyonlarca kez tıklandı.

“Kötü haberi gizlerken iyi haberi bildirmek, insanların gerçeği söylemesini önlemek, halkın olayların gerçek doğasını anlamasını engellemek ve bireylerin hayatını küçümsemek gibi kökleşmiş alışılageldik davranışlar toplumumuza karşı büyük misillemelere, halkımızın tarifsiz yaralar almasına ve hatta bizzat o yetkililere karşı feci misillemelere yol açtı; bütün bunlar, sayılamayacak kadar çok insanı etkiledi ve yeryüzünde yankılar yaratan bir şekilde Wuhan şehrinin yetmiş altı gün boyunca karantinaya alınmasına sebep oldu. Buna sebep olan kişiler sorumlu tutulana kadar kesinlikle savaşmamız gerekir.”

Yazar Fang Fang, virüsün insanlığın ortak düşmanı olduğuna inanıyordu. Bu virüsle tüm ülkeler birlikte savaşmalı ve edinilen her bilgi sansürsüz olarak halka ulaştırılmalıydı:

“Virüs insanlığın ortak düşmanıdır, bu tüm insanlık için bir derstir. Bu virüsü fethedip kendimizi onun pençesinden kurtarmamız için tek yol, tüm insanlığın işbirliği yapmasıdır.”

Ölüm Tehditleri ve Sansür

Ayrıştırıcı dil yerine birliği savunan Fang Fang, kısa süre içinde tüm ülkelerdeki milliyetçilerin hedefi olmaya başladı. Fang Fang’in sosyal medya hesapları kapatıldı, yazıları sansüre uğradı ve Çin’deki radikal solculardan ölüm tehditleri almaya başladı. Fang Fang tüm tehditlere karşın sorgulayan tavrından ödün vermeyerek hesap sormayı sürdürdü:

“Çin’in ilk baştaki gevşek tavrı ve Batı’nın koronavirüsle savaşta Çin’in deneyimine güvenmeyerek gösterdiği kibir ikisinde de sayısız hayatın kaybedilmesine, sayısız ailenin parçalanmasına ve tüm insanlığın ağır bir darbe almasına sebep oldu.”

Bilgi Yayınevi, henüz yazım aşamasındayken çevirisine başlayarak, günlüğün 26 Ocak-5 Mart arasındaki en önemli bölümünü, olabilecek en hızlı şekilde kitap haline getirdi. Çin’den dünyaya yayılan koronavirüsle ilgili Fang Fang’in notlarını okuduğunuzda yazarın neden büyük bir tehditle karşılaştığını da anlamış olacaksınız.

Günlükten Alıntılar

26 Ocak: Salgının ilk aşamalarında Wuhan’daki yetkililer virüsü yeterince ciddiye almadılar. Karantinanın uygulanmasından önce de sonra da o yetkililer yaşananlarla nasıl baş edeceklerini bilmiyorlardı, bu da halkın büyük ölçüde paniğe kapılmasına sebep oldu ve Wuhan’daki pek çok insana gerçekten zarar verdi. (…) İnsanların gerçekleri söylemesine ve medyanın gerçek haberler yapmasına engel olmak felakete sebep olur ve şimdi bizler, birer birer o felaketin meyvelerini tadıyoruz. Wuhan daima her şeyde birinci olmak için rekabet ederdi, şimdi ise bu ıstırabı çekmekte birinci oldu.

31 Ocak: Hubeili yazar arkadaşlarıma, pek çoğundan hükümetin büyük başarılarını kutlayan makaleler ve şiirler yazmaları istenmiş olsa da kalemi ellerine almadan önce birkaç dakikalığına aslında kutlanması gerekenin kim olduğunu düşünmelerini hatırlatmak isterim. Yetkililere yalakalık edecekseniz eğer, lütfen kendinize hâkim olun. Yaşlı olabilirim ama sesimi yükseltmekten asla vazgeçmem.

1 Şubat: Hükümet yetkilileri gelip uzmanların bulgularına göre her şeyi sekiz sözcükle özetledi: “İnsanlar arasında bulaşıcı değil; kontrol edilebilir ve önlenebilir.” Bunu duyar duymaz herkes rahat bir nefes aldı. Ne de olsa asla egzotik yaban hayvanlarını tüketmiyorduk ve Huanan Deniz Ürünleri Pazarı’na gitmeyi planlamıyorduk, bu yüzden görünüşe göre endişelenecek bir şey yoktu.

Bay Wang, salgını araştırması için Wuhan’a gönderilen ikinci uzman ekibindendi. “Kontrol edilebilir ve önlenebilir” dedikten kısa bir süre sonra kendisi de koronavirüsle enfekte oldu. Elbette bu ilk açıklamayı doğrudan o yapmış olmayabilir, ne de olsa bu ekibin ortak kararıydı ancak onun en azından bir pişmanlık, vicdan azabı, belki bir düşünce belirtisi göstermesini beklerdim. Uzman ekibinin üyeleri olarak, en azından Wuhan halkına virüsün doğasını hafife alan bir bilgi vermekten dolayı sorumlular.

Çin halkı hiçbir zaman kendi hatasını kabul etmeye düşkün olmamıştır; pişmanlık duyguları çok güçlü değildir ve ortaya çıkıp bir suçu üstlenmeleri de pek olası değildir. Belki de bu, geleneklerimiz ve kültürümüzle bağlantılıdır. Fakat bir doktor olarak onun görevi hastaları iyileştirip yaralılara yardım etmek; yaptığı sorumsuzca açıklamalar yüzünden bunca insanın hastalıkla boğuştuğunu ve korkunç koşullarda can verdiğini görüp de bu olayda sahip olduğu rolün farkına nasıl varmaz?

7 Şubat: Bu gece tüm Wuhan şehri Li Wenliang için gözyaşı döküyor. Hepimizin Li Wenliang’ın ölümünden dolayı çok öfkeli olmamızın sebebinin tam olarak bu olduğunu fark ettim. Ne de olsa sesini ilk çıkaran oydu, yaptığı tek şey arkadaşlarını uyarmak olsa da bunu yaparak gerçeği ortaya çıkarmıştı. Fakat sesini çıkardıktan sonra Dr. Li Wenliang cezalandırılmış, bir itirafname imzalamak zorunda bırakılmış, daha sonra ise hayatını feda etmişti; tek bir kişi bile ölümünden önce ondan özür dilememişti. Sesini çıkarmanın, ilerlemenin sonucu bu ise diğer insanların doğruları söylemesini nasıl bekleyebiliriz ki?

Az önce bir grup Wuhan vatandaşının sekiz arabalık bir konvoyla Dr. Li Wenliang’ı son yolculuğuna uğurladıkları bir video gördüm. Her arabanın üzerinde Çince bir karakter vardı ve her bir karakter seslerini çıkardıkları için cezalandırılan sekiz “muhbir”den birini temsil ediyordu. İnsanların gözleri yaşlarla doluydu, pek çoğunun boğazı öyle düğümlenmişti ki güçlükle konuşuyorlardı.

Not: Li Wenliang (1986-2020) Wuhan Merkez Hastanesi’nde görevli bir göz doktoruydu. 20 Aralık 2019’da sosyal medya platformu WeChat’te iş arkadaşlarını SARS’a benzeyen yeni bir virüs konusunda uyaran bir mesaj gönderdi. Sonrasında ise mesajları internette paylaşıldı ve 3 Ocak 2020’de Dr. Li polis tarafından internette yanlış bilgiler yaydığı için suçlandı, suçunu itiraf eden bir yazı imzalamaya zorlandı. Wuhan Merkez Hastanesi’ndeki işine döndükten sonra Dr. Li hastalık kaptı ve hayatını kaybetti. Ölümü Çin sosyal medyasında geniş yankı buldu, eski “muhbir” pek çok kişi tarafından ulusal kahraman ilan edildi.

12 Şubat: Geçici hastanelerden biri, yerel bir siyasi liderin hastaneyi ziyaret edeceğine dair bir haber almış, bu yüzden yetkililer, tıp uzmanları ve muhtemelen birkaç hastanın bile aralarında olduğu bir düzine insan hastanenin girişinde sıra olmuş. Hepsi de maske takıyordu ve birer birer hasta yatağındaki insanlara “Komünist Parti Olmadan Yeni Çin Olmazdı” marşını söylüyorlardı. Bu marşı herkes bilir fakat gerçekten de acı çeken tüm o hastalara böyle koro halinde söylemeye gerek var mıydı?

Sormak istediğim bir şey daha var: O kamu görevlileri ne zaman daha fazla hatıra fotoğrafı çekmeden işlerini yapacaklar? Siyasi liderlerimiz ne zaman insanların onlar için minnettarlık dolu şarkılar söylemesini ya da büyük gösteriler yapmasını beklemeden bir hastanede inceleme ziyaretinde bulunacak?

18 Şubat: Bugün çok uzun süredir bana yük olan bir şeyi anlatıp rahatlayacağım: Ülkenin ve halkın telafisi olmayan bir zarar görmesinden sorumlu olanlar Çin’in radikal solcularıdır. İstedikleri tek şey Kültür Devrimi’nin eski, güzel günlerine dönmek ve Reform Dönemi politikalarını tamamen tersine çevirmektir. Kendilerinden farklı bir görüşe sahip olan herkesi düşmanları olarak görüyorlar. Haydut çetesi gibi davranıp kendileriyle işbirliği yapmayan herkese birbiri ardına dalgalar halinde saldırılar düzenliyorlar. Dünyayı kin dolu dillerine boğuyor, sıklıkla aşağılık taktiklere başvuruyorlar; öyle bayağılar ki bu neredeyse mantığı aşıyor. Fakat asıl anlamadığım şey şu: Nasıl oluyor da bu saçmalıkları internette paylaşıp sürekli gerçeği tersyüz etseler de gönderileri neredeyse hiç sansürlenip silinmiyor ya da kimse onların bu alçakça davranışlarını durdurmuyor? Belki de internet sansür ofisinde çalışan akrabaları vardır.

21 Şubat: Vücudumu ülkeye bağışlıyorum, peki ya karıma ne olacak?

Kayıtlara geçmesini istediğim bir başka şey daha var: Wuhan’da Xiao Xianyou isimli bir hasta öldü. Ölmeden önce yalnızca iki satır uzunluğunda ve sekiz Çince karakterden oluşan bir vasiyetname bıraktı. Bununla birlikte gazeteler onun ölüm haberini yayımlarken şu başlığı kullandı: “Herkesi Gözyaşlarına Boğan Son Üç Kelime” Gazete editörlerini gözyaşlarına boğan kelimeler şunlardı: Vücudumu ülkeye bağışlıyorum; fakat aslında bunun ardından beş kelime daha geliyordu: peki ya karıma ne olacak?

2 Mart 2020: Gelecekte insanların Wuhan halkının neler yaşadığını bilmesi gerekiyor.

Fang Fang, günlüğünü bir kitap olarak yayımlamaya karar verdikten sonra kitabı okurlarına şöyle sunmuştu: “Bu kitap Wuhan halkına adanmıştır. Bu ayrıca şehrin en karanlık ânında Wuhan’ın yardımına koşanların kitabıdır. Bu kitabın bütün gelirleri, yüreğini bu şehir için tehlikeye atan insanlara yardım için bağışlanacaktır.”

Tüm dünyayı tehdit eden koronavirüs salgınının Wuhan’da nasıl ortaya çıkıp yayıldığını, Çin hükümetinin salgınla nasıl savaştığını büyük bir gerilim içinde okumak ve diğer ülkelerin Çin’in yaşadıklarından ders çıkarmak yerine nasıl büyük hatalar yaptıklarını öğrenmek için Fang Fang’in Wuhan Günlüğü’nü mutlaka okumalısınız.

Fang Fang’in Wuhan Günlüğü kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile hemen satın almak için tıklayınız.

 

 

 

 



Kapat