"Troya yıkılmasaydı, şimdi İstanbul Çanakkale’de olurdu.”

Değer Tuncel

Halikarnas Balıkçısı'nın birbirinden ilginç düşünce yazılarını bir araya getiren Merhaba Anadolu; uygarlıkların yükselişini, yıkılışını ve tarihin akışını değiştirebilecek ihtimalleri düşündürüyor.

Halikarnas Balıkçısı’nı okumak için pek çok sebep var; Merhaba Anadolu da bunlardan biri. Anadolu’nun zengin tarihini, kültürünü, söylencelerini ve mitolojik dünyasını kendine özgü anlatımıyla keşfe çıkan Balıkçı, dünyanın ilk bankasının Anadolu’da kurulmasından ilk güzellik yarışmasına, Anadolu’nun petrol tanrısından Antep fıstığına kadar merak uyandıran pek çok konuyu okuruyla buluşturuyor. Engin bilgi birikimini derinlikli ve araştırmacı bir anlatımla aktarırken Anadolu insanının sıcaklığını taşıyan içten ve yalın diliyle de okurunu kendine yakın hissettiriyor. Halikarnas Balıkçısı, öğrenmenin bitmeyen heyecanını aşılıyor.

Hektor’un ailesinden ayrılışı, Akhilleus’un öfkesi, Odysseus’un kurnazlığı ve Troya Savaşı’nın ardında kalan acılar, çağlar boyunca insanlığın ortak belleğinde yaşamayı sürdürdü. Merhaba Anadolu kitabında karşımıza çıkan "Troya yıkılmasaydı, şimdi İstanbul Çanakkale’de olurdu” savı, bizleri tarihin hiç düşünmediğimiz bir ihtimaliyle yüz yüze getiriyor. Troya yalnızca Homeros’un ölümsüz destanında yaşayan efsanevi bir kent miydi? Yoksa Anadolu’nun kaderinde düşündüğümüzden çok daha büyük bir rol mü oynadı?

“Çanakkale, Avropa’dan Asya’dan giden ve günümüzde Berlin-Bağdat yolu diye bilinen iki ana yolun kavşağında bacaklarını açmış Rodos kolosusu (devi) gibi dik durur. Coğrafya şartları ya İstanbul Boğazında, ya da Çanakkale’de büyük bir kentin kurulmasını amirdi. Bu büyük kent Hisarlık Tepesinde Troya ya da İliyon adıyla yükseldi. Ancak bu kent mahvolduktan sonra onun yerini Bizans aldı. Troya yıkılmasaydı, şimdi İstanbul Çanakkale’de olurdu.” - Merhaba Anadolu, s. 17.

Dokuz Troya, Binlerce Yıllık Tarih

Çanakkale Boğazı’nın girişinde, Hisarlık Tepesi’nde kurulan Troya, coğrafi konumu sayesinde çağlar boyunca önemli bir yerleşim merkezi oldu. Anadolu ile Avrupa arasındaki yolların kesiştiği bu kent, deniz ticareti ve savunma açısından taşıdığı önemle uygarlıkların ilgisini çekti. Uzun yıllar boyunca Homeros’un İlyada destanıyla özdeşleşen Troya’nın yalnızca bir efsaneden ibaret olduğu düşünüldü. Ancak arkeolojik kazılar, aynı yerde farklı dönemlerde kurulmuş dokuz ayrı Troya’nın izlerini gün yüzüne çıkardı. Böylece destanlarla tarihin kesiştiği bu kadim kentin geçmişine ilişkin yeni sorular ortaya çıktı.

Halikarnas Balıkçısı, Merhaba Anadolu’da Troya’nın tarihini anlatırken kentin surlarından savaşlarına, komşu uygarlıklarla ilişkilerinden Anadolu coğrafyasındaki yerine kadar pek çok ayrıntıya değiniyor. Savaşlar ve yıkımlarla birlikte; Troya’yı Akdeniz ve Anadolu uygarlıklarının birbirine bağlandığı tarihsel anlatıya dönüştürüyor.

Merhaba Anadolu’yu Okumak İçin Bir Sebep Daha: Dünyanın İlk Bankası Anadolu’da Mı Kuruldu?

Halikarnas Balıkçısı, Merhaba Anadolu’da tarihin az bilinen ayrıntılarını gün yüzüne çıkarırken okurunu şaşırtan bilgilerle buluşturuyor, geçmişle bugün arasında düşündürücü bağlar kuruyor. Örneğin; bankaların sanatla kurduğu ilişkiye dair aktardıkları da merak uyandırıyor.

“Anadolu’da açılan özel bankaların garip gelenekleri vardı. Bankalar şairlere bankalarıyla ilgili şiirler sipariş ederlerdi. Bu şiirler bankaların kapılarına asılırdı. Bu yolla bankaların sanatçılara da yardımları dokunurdu. Şimdi de bankaların sanatçılara yardımları olmuyor değil... Ancak yalnız ressamlara, mimarlara banka binalarını süslemeleri için para veriliyor.” Merhaba Anadolu, s. 37.

Halikarnas Balıkçısı’yla Anadolu’yu yeniden keşfetmek, bildiğimizi sandığımız geçmişe bambaşka bir gözle bakmak demek.

Tarihin akışı tek bir olayla değişseydi, bugün yaşadığımız dünya nasıl görünürdü? Merhaba Anadolu’nun sayfalarını mutlaka aralayın.

İndirimli sipariş için: Merhaba Anadolu 

Kapat