Hayatın Tüm Duygularını Kucaklayan Bir Roman: Siranuş’un Mızıkası

“Bazen yelelerini savurarak geçen özgür siyah atlar gelir gözlerimin önüne. Ben o atlardan biriyim işte. Sense köklerine sımsıkı bağlı bir çınarsın. Bir gün mutlaka dönecektin toprağına. Bir ağacın varlığını duyumsaması için toprak gerekir.”

Burası Hayat Apartmanı… Sakinlerinin kocaman bir aile gibi olduğu, bazen hareketli, çoğu zamansa terk edilmiş kadar sessiz… Hayat Apartmanı’nın kendi halinde bir ritmi var. Her şey Ali Kemal’in sevgilisiyle yaşadığı sorunlardan kaçarcasına Hayat Apartmanı’na taşınmasıyla başlıyor. Siranuş’un Mızıkası kitabında 1970’lerin İstanbul’unda bu apartmanda yaşanan hayat hikâyelerine konuk olacaksınız. Her kapının ardında bambaşka yaşanmışlıklar var. Her yaşanmışlık farklı duygular barındırıyor; biraz hasret, biraz özlem, bazen terk edilmişlik, bazen de yarım kalmışlık. Aşk yerini acıya bırakıyor, bekleyiş bitmek tükenmek bilmeyen bir umuda… Hayat Apartmanı’nın her bir sakini kendini bambaşka duygulara adamış insanlar... 

“İnsan çözümü başkalarından beklediğinde düşer çözümsüzlük kuyusunun içine. Çözümsüzlükten dolayı başkasını suçlamaya başladığında ise daha da derinleşir ve karanlıklaşır kuyu.”

Adıyla tezat Hayat Apartmanı, beklentileri kalmasa da hayata tutunmaya çabalayan konuklarını ağırlar. Evladı bir gün döner umuduyla camın kenarından ayrılmayan Rakel, ölen annesi Siranuş’un mızıkasını adeta bir hazine gibi saklar, mızıkası ona dert yoldaşı olur. Hayat Apartmanı acı, tatlı anılarla dolup taşıyor. Anne hasreti çeken, babasından biraz ilgi bekleyen Muzo, kimsesiz garip Yaşar, eşiyle birlikte yaşam enerjisini de kaybeden Profesör Mümtaz, kalbi tüm trenleri birleştiren bir istasyon kalabalığı gibi olan Ruggero…  Siranuş’un Mızıkası, her karakterin kendi hikâyesine odaklanan, her duyguya dokunan bir roman. 

“Beklentisiz olmayı uzun zaman önce öğrendim. Birine bel bağladıkça daha fazla yaralanıyor insan. Akışına bıraktım her şeyi. Umut beklentiden doğar, biliyorum.”

Rakel ve Agop çiftinin oğulları Aram’ın nerede olduğunu, yıllardır neden ortadan kaybolduğunu, daha da önemlisi hayatta olup olmadığını merak edecek, yaşıyorsa yolunun Hayat Apartmanı’na düşüp düşmeyeceğini zihninizle değil, kalbinizle umut edeceksiniz. Babasının bir kez olsun başını okşamasını küçük Muzo’dan daha çok isteyecek, Hayat Apartmanı sakinlerinin yalnızlık zindanından aşkı, sevgiyi bularak çıkmasını tüm kalbinizle isteyeceksiniz.

  • “Savruk yaşamlarız hepimiz. Sonbahar yaprakları gibi. Rüzgar esiyor ve sürüklüyor sararmış, kurumuş bedenlerimizi. Başka iklimler bulmak lazım.”
  • “Başka iklimlerde sen aynı yaprak olabilecek misin Müjgan?”

Siranuş’un Mızıkası, Hayat Apartmanı sakinlerinin acıları, umutları, bekleyişleri, aşkları, hüzünleri ile harmanlanmış bir roman. Siranuş’un Mızıkası ne kadar zaman geçerse geçsin, ne kadar güzel an biriktirirseniz biriktirin acıların ruhumuzda ilk günkü kadar taze kaldığını anlatıyor. Boğazınız düğüm düğüm okurken, bazen gözleriniz dolacak, bazen gözyaşlarınız süzülecek…

“Sen konuş içinden, duyuyorum ben. Daha fazla yeşeriyorum. Bakarsın bir gün durduğum yerde orman olurum.”

Siranuş’un Mızıkası, Hayat Apartmanı’na konuk olup birbirinden farklı gibi gözüken ama aynı yalnızlığa çıkan sakinlerinin hayat hikâyelerini dinlemek isteyenler için harika bir roman. Siranuş’un Mızıkası hem birbirlerinden hem kendilerinden uzaklara savrulmuş insanların tüm kayıplarına rağmen umutlarını yitirmeyişlerini ilmek ilmek örerek anlatıyor. Romanı okurken aklınızda oluşan tüm sorular, kitabın sonunda anlam kazanıyor. Siranuş’un Mızıkası, kendinizi Hayat Apartmanı’nın bir sakini gibi hissedeceğiniz, kendi hayatınızdan parçalar bulacağınız, içinizi ısıtırken kavuran hikâyelerle dolu, yüreğinizin her noktasına dokunacak bir roman.

Ayla Önal'ın Siranuş'un Mızıkası kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile satın almak için hemen tıklayın.

 

 

 

 



Kapat