Hayat Sana Kroşe Vurduysa, Sen Ona Aparkat Çak!

“Ben yaşaması için pamuklara sarılan, üzerine titrenen bir çocuğum evlat. Ben yaşama hakları ellerinden alınmış, milyonlarca insanın çığlığıyım... Ben kaçmaları imkânsız olan esirlerin mucizesiyim. Senin için yaptığım şeyi asla bir fedakârlık olarak görme evlat. Bana sakın minnet duyma. Çünkü sen beni çok ağır bir yükten kurtardın. Hayatım boyunca omuzlarımda taşımak zorunda olduğum kocaman bir yükten…”

Hayatımızda pes ettiğimiz, “tamam buraya kadarmış” deyip arkamızı dönüp gitmek, kaçmak istediğimiz anlar olmuştur. Bazen ufak bir çocuğun gülümseyişi, cıvıldayan bir kuş ya da tüm renkleriyle yağmuru kovan bir gökkuşağı vazgeçirir bizi bu istediğimizden. Hayatımızdaki zor zamanlarda, bulutlara rağmen açan güneş, kışın ardından yeşillenen çiçek dalları gibi bir umut arayıp dururuz. O umut bir şekilde çıkar karşımıza, sadece nerede olduğunu, nereden geleceğini bilemeyiz.

Aparkat romanı, üç aylık ömrü kalan genç bir adam ile aynı hastane odasında yatan bir ihtiyarın hikâyesini anlatıyor. Hayatından vazgeçmek üzere olan, her şeyi arkasında bırakıp bu hayattan ayrılmaya karar veren adamın çaresizliğinden daha büyük bir çaresizlik olabilir mi? Yaşamak istemeyen, hayattan bir beklentisi kalmamış bu adamı tekrar yaşamaya kim ikna edebilir ki? Üç ay sonra öleceğini bile bile nefes almaya devam etmek zorunda olduğunu bilmek yeterince büyük bir yük değil mi? Öleceğini bile bile yaşadığı anın tadını çıkarmasının hiçbir anlamı olmadığını o da biliyor.

Selami Genli’nin yazdığı Aparkat romanında, iç içe geçmiş hikâyeler okuyacaksınız. Yumruklarıyla dünyayı sallayan, hiçbir zaman pes etmemiş, bir kez bile mağlup olmamış bir boksörün inanılmaz hikâyesi, hastanede yatan genç adamın hayatını nasıl değiştirecek? Sahi, hayatın bokstan bir farkı var mıdır? Dünya bir ringse, yaşamak da dövüşmek değil mi sanki? Öyleyse, önemli olan kazanmak değil; dövüşmek, mücadele etmek.

Milyonda bir olasılığa meydan okuyup dünyaya gelen bir bebek, istenmeyen ama mücadeleyi asla bırakmayan bir çocuk ve yumruklarıyla hayatta kalmayı başaran genç bir adam. Ama şimdi çaresiz. Çaresiz ve yorgun... Arzu ettiği tek şey gözlerini usulca kapatıp bu iğrenç dünyadan bir an evvel defolup gitmek. Evet, bir parça da olsa umuda ihtiyacı var ama “insan en zor şartlarda bile kurtulması imkânsız zannedilen yerlerden kurtulabiliyormuş” düşüncesi onu hayata geri bağlayabilecek mi?

En zor zamanlarda bile umudunu kaybetmeden doğru bildiklerinin peşinden giden baba ve oğlunun ilham veren hikâyesini, Aparkat romanında okuyacaksınız. Sonu hiç beklemediğiniz bir şekilde biten Aparkat romanı, yüreğinizin hiç dokunulmamış yerlerine kadar ulaşıyor. Romanı bitirdiğinizde gözünüzde düşmeyi bekleyen bir yaş ve boğazınızda bir yumru kalıyor. Hayatın zorluklarına karşı yaşamaya devam edebilmemiz için hepimizin bir umuda ihtiyacı var. Bu umut bazen bir ringde, hatta bir hapishanede ya da hastane odasında gelebiliyor…

“Hayattan vazgeçecek olursan sana bir tavsiyem olacak: Hayat sana kroşe vurduysa, sen ona aparkat çak!

Selami Genli'nin Aparkat kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile hemen satın almak için tıklayın.

 

 

 

 

 



Kapat