Bir Memduh Şevket Esendal Klasiği: Vassaf Bey / Kamuran Kaya 

“Bir kadının gülüşü, bir eşyanın duruşu öykü olamaz mı?” M. Ş. Esendal
 
Erken Cumhuriyet dönemi edebiyatı, devletin kurumsal işleyişine ve meşruiyetine dair daha çok Yakup Kadri’de temsili görülen edebiyat yönelimindeyken, bir kısım edebiyatçı kolu ile de toplumsal gerçekliği oldukça yalın ve tam haliyle sunma kaygısına düşen natüralizm akımı doğrultusunda kendisine rota belirlemişti. Öncesinde Hüseyin Rahmi’de görülen, toplumsal gerçekliğin apaçık okuyanın önüne serilmesi anlayışının izlerini en bariz biçimde edebiyatımızın özellikle öykü alanında en başarılı isimlerinden Memduh Şevket Esendal’da görürüz. Nasıl ki, Hüseyin Rahmi, mahalle kadınlarının konuşmalarını dahi olduğu gibi eserine yansıttıysa, Memduh Şevket Esendal da, edebi biçimciliğe fazla saplanmadan, bireylerin kendi aralarındaki münasebetini abartıya kaçmadan sunma yolunu tercih etmişti. Anton Çehov tarzında durum öykücülüğü ile birlikte güçlü bir hümanizm ile çevrelediği eserlerinde, etkili gözlemciliğin ve toplumsal hayatın her alanına hasredilen edebi izleri görmek mümkün. Düşünsenize, sene 1940’ları imlerken, karşınızda “feminist” başlığı ile öykü yazan, üstelik hariciyeci, bürokrat kökenli bir yazar ile karşılaşıyoruz. Bunun çeşitli nedenleri var kuşkusuz. En temel sebep olarak uzun yıllara dayalı savaşlar, sonrasında milletvekilliği ve Kabil, Bakü, Tahran başta olmak üzere dış görevleri sonucunda biriken gözlem gücü ile birçok lisanı öğrenme aşkında da kendisini gösteren merak duygusunun gelişkinliği olarak görmek yanlış olmaz. Memduh Şevket Esendal’ı tek bir eseriyle, çok bilinen ödüllü “Ayaşlı ve Kiracıları”yla hapsetmek, yahut salt öykücülüğüne dem vurmak da bence bu büyük yazın adamını eksik ele almak olacaktır. İşte bunun kanıtı olarak elimizde Bilgi Yayınları’ndan çıkan “Vassaf Bey” eserini pekâla gösterebiliriz. Yazarın 1952 yılında vefat ettiğini hesap edersek, ölümünün 30. yılını aşkın bir zamanda 1983 yılında ilk kez gün yüzüne çıkartılan bu kitap, aslında tefrika edilmek üzere hazırlanan bir eser. Ve tamamlanamamış olması itibariyle de çok ilginç. Kitabı daha da enteresan kılan yanlardan biri de yazarın ilk kısmına önem vermesi nedeni ile ikinci kez yeniden gözden geçirerek burayı yazması. Elimizdeki 2013 tarihli üçüncü baskıyla, bu iki hali de okuyucunun önüne getirilmiş. Ve böylelikle de, yazarın ilk kısmı ile ilgili iki yazı halinde, yazarlık serüveninin gelişkenliği, mukayeseye imkan verir bir niteliğe bürünmüş…
 
Sevgiden öte bir izdivaç tutkusu karakteri: Perihan…

Eser, 1930’lu yıllar Ankara’sında geçiyor. Memduh Şevket, bir çok eserinde yaptığı gibi burada da, dönem insanlarını oldukça gerçekçi bir biçimde resmetmeyi başarmış. Böylelikle dönemin konuşma biçimlerinden, sosyete hayatına, hizmetçi dünyasından, dedikodu mecrasına kadar tüm haller, bütünlüklü bir şekilde toplumbilim yönteminin soğukluğuna düşmeden edebi bir lezzetle, üstelik de sinema aktarımına yakın bir akıcılıkla önümüze geliyor. Yani yazar, günümüzde de rahatlıkla anlaşılabilir yalın bir dil kullanmış. “Vassaf Bey” eseri aslında bir kadın romanı. Kadın romanından kastım şu; eser kadınlar merceğinden sesleniyor okuyanına. Okuyucu, eserin içine Perihan, Behice, Güzide gibi kadın karakterler üzerinden, onların iç dünyasından giriyor. Perihan, yani ana karakter, Ankara’da Yargıtay’dan emekli Hayri Bey’in ikinci kızıdır. Ancak kendisi henüz yirmi üç yaşında olmasına karşın, evlenemeyeceği korkusuna kapılır. Bu düşüncesinin nedeni de ablası Neriman’ın evlenmesine hep engel çıkartan babasının kimi korkularıdır. Ayrıca akranları da evlenip çoluk çocuğa karışmışlardır. Perihan dışında eserin ana karakterlerinden Behice, oldukça güzel, Perihan’ın dert ortağı, ölmüş bir albayın kızı ve eşi banka müdürü olup varlıklı sayılabilecek bir yaşamı bulunan bir kışidir. Güzel Perihan’a kimi zaman görücü gelmektedir, ancak ya babasının itirazları ile karşılaşır isteyenleri, ya da kendisi talipleri beğenmez olur. Ancak hep bir evlilik arzusu ve “evde kalma” korkusu sarar içini. Yine mutat konu olan evlilik etrafında dönen sohbet esnasında ailece tanıdıkları yetmiş yaşlarındaki Vassaf Bey ile evlenmek arzusunda olduğundan bahseder arkadaşı Behice’ye. Bunu da kendi ağzından şu şekilde mantığa büründürür sonrasında:
“…Bir genç adamla evlenmek benim için o kadar istenilecek bir şey mi? Yaşamayı birlikte öğreneceğiz, ama ne döğüşlerle…o olgun genci nerede bulacağız? Hadi bulduk, kafa dengi olacak mı? Hadi kafa dengi de oldu; bir ev bulup yerleşmek için bir ömür uğraşacağız. Ne üzüntüler, ne gözyaşları…Varacaksın züğürdün birine, çalış ki beş on parası olsun da bir ev kurasın! Adamın önüne çamaşırı dağ gibi yığarlar, eline de ütünün sapını tutuştururlar. Çalış bakalım da birkaç paranız olsun, başınızı sokacak bir ev edinesiniz. Günün birinde belki bir eviniz olur ama sen de olursun bir kocakarı, kocan da olur bir moruk. Bu değil mi? Ben yaşlı kocaya varırım ama düzülü koşulu bir evim olur. Sen Vassaf Bey’in evini gördün mü? Kuş yuvaısı gibi.”
Bir gezi sırasında tesadüfen gördüğü varlıklı Vassaf Bey’e arzusunu iletir, fakat bir nevi yapılan bu temayül yoklamasından ret yanıtını alır. Günler sonra yeni talipleri çıkar Perihan’ın. Özellikle de hâkim olan ablasının düğününde tanıştığı doktor bir bey kendisine talip olur. Tam o sıralarda Vassaf Bey’in aniden öldüğü haberi gelir. Romana ismini veren bir karakterin, romanın henüz başlarında ölmesi tuhaf bulunabilir kimi okuyana, fakat öyle değildir; zira Vassaf Bey ölmüştür evet, fakat Behice’ye, Perihan’a iletilmek üzere anne yadigarı yüzükleri ve bir duvağı da bırakmıştır sandık içinde. Sonrasında ise Tuğrul isminde, eğitimini İsviçre’de maden mühendisliği okulunda yapan, Vassaf’ın yanında büyümüş bir genç gelir. Genç, Perihan’a Vassaf’ın kendisine iletmek üzere hazırlardığı mektubu verir. Burada, Vassaf, bir çok daire, hamam gibi kendisine ait gayrımenkulleri Tuğrul ve Perihan’a bıraktığını ve Perihan ile Tuğrul’un evlenmesini istediğini belirtmiştir. İlk başlarda Perihan gelen genci tersler, ardından kendisine kalan Ankara’daki eve ilişkin de tepki gösterir. Hatta, Vassaf Bey’in öldürülmüş olmasından yahut müntehirliğinden bile kuşku duyar. Ayrıca, bunu duyan kimi mahalleli kendisi hakkında kötü düşünceler de besleyebilir. Ne var ki, gerek kendisine çokça fikir danıştığı Behice’nin görüşleri, gerekse de Tuğrul ile görüşmeleri sonrasında Tuğrul hakkındaki kanaati değişir ve evlenirler. Sonrasında ise bilhassa Vassaf Bey’den kalan taşınmaz sorunlarını çözmek için İstanbul’a gittikleri sıradaki yaşananları okuruz. Kitabın sonlarında bu süreç, Perihan ile Behice arasındaki mektuplar ile anlaşılır kılınır.
 
Tamamlanamayan, ancak bu haliyle bile çok başarılı eser…

Kitap aslında tamamlanamamıştır. Bunu, kitabın en sonunda “bitmemiştir” şeklindeki ibareden de anlıyoruz. Birinci bölüm tekrar, daha akıcı bir dille yazar tarafından yeniden kaleme alınıp, mektuptan sonra bu bölümler de okunabilmekte. Toplamda 198 sayfa olan kitabı eminim ki, sizler de benim gibi bir solukta okuyacaksınız. Dönemin tüm sosyal yaşam gerçekliğini, daha önceki “Ayaşlı ve Kiracıları” kitabındaki yalınlıkta okuyabileceğiniz kitap, ayrıca Türk romancılığının bir dönem görsel kapak ustası ressam-grafik sanatçısı Fahri Karagözoğlu’nun kapağıyla da daha çekici hale gelmiş. Memduh Şevket Esendal, edebiyatımızın yüz akı olarak, gerek bu eseri ile, gerekse diğer yapıtlarıyla daha bilinir olması gereken yazarlardan. Eleştirmen Memet Fuat’ın yazınımızın bu büyük yazarı hakkındaki şu görüşlerine katılmamak da mümkün değil, son olarak:
“…M.Ş.E Türk öykücülüğünde çok önemli bir anlayışın öncüsü olmuştur. Süssüz, yalın, biçimsel oyunlardan uzak bir anlatımla insan ilişkilerine yönelmiş, sanatsal başarıyı içerik güzelliklerinde aramıştır. Günümüzün genç öykücüleri bu yazarımızı önem vererek incelemelidirler kanısındayım. Süse, anlatı, oyunlarına aşırı düşkünlük gösterilen bir ortamda bu büyük ustanın yapıtlarının yeniden yayımlanması çok yararlı olabilir.”
Memduh Şevket Esendal’ın Vassaf Bey kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile hemen satın almak için tıklayın.
 
*Bu yazı Ne Okuyorum? Edebiyat Kültür Portalı'ndan alınmıştır. 
Kapat