Kum Saati

Cevaplanamayan soruları, faili meçhuller ve sır dolu cinayetleriyle Türkiye’nin aydınlık yüzlerinin yarım kalan hayatlarını Kum Saati kitabında okuyacaksınız. Gazeteci Ümran Avcı’nın yazdığı Kum Saati kitabında Abdi İpekçi, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu’nun uğradığı suikastlerin bilinmeyenlerini bulacaksınız. Son günlerinde ne yaşadılar? Suikastler önceden engellenebilir miydi? Faillerinin hâlâ bulunamamasının altında ne yatıyor? Tüm bu soruların cevapları ve daha fazlası Kum Saati kitabında anlatılıyor.

“Siyah namludan peş peşe yılansı ıslıklarla beş kez fırlayan ölüm, Emlak Caddesi’ni Karakol Sokağı’na bağlayan karanlığı korkunç bir sesle yırttı.”

Terör döneminde birlik, beraberlik, barış mesajları veren yazılarıyla dikkat çeken gazeteci-yazar Abdi İpekçi’nin suikastinde sorgulanmayan zanlılar, imha edilen sorgu tutanakları, katillerin hesaplarına yatan paralar, hapishaneden kaçan Ağca’nın “ben katil değilim, sadece aktördüm” ifadesi gibi detaylarla karşılaşacaksınız. Türkiye’de dini en iyi bilen, dindeki çelişkiler üzerine yazan Turan Dursun, “bir şeyin insanlık dışı olması, islamcının-müslümanın umurunda değildir, yeter ki islam dışı olmasın” demişti. Turan Dursun’un suikasti sonrasında evinden çıkan ve kendisine ait olmayan kitapların bulunması ne anlama geliyordu? Öldürülmesinin nedeni ateizmi seçmesi miydi? Turan Dursun’un öldürülmesinden sonra eşi neden intihar etti? Soruların cevaplarını merak ediyorsanız, Kum Saati kitabında bulabilirsiniz.

“Sırtından vurdular. Yüzüstü uzanıverdi kaldırıma. Anahtarı bir yana düştü, kendi bir yana...”

Türk tarihçi, siyaset bilimci bir kadın aydın, Bahriye Üçok… Kadın hakları savunucusu, çağdaş ilahiyatçı olan Bahriye Üçok, aldığı tehditler yüzünden akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştı. Kargo ile gelen bombalı paket sonucunda hayatını kaybettiğinde paketi teslim alan kızı “bombayı anneme ellerimle verdim” diyecekti. Atatürkçü Düşünce Derneği kurucusu, çağdaş bir avukat olan Muammer Aksoy, elinde evine götürdüğü ekmekle öldürülecek, cenazesinde fotoğrafını üç yıl sonra onunla aynı kaderi yaşayacak olan Uğur Mumcu taşıyacaktı. Yazdığı eleştirel yazılar sebebiyle tehditler alan Uğur Mumcu’nun suikastinden önce gördüğü kâbus neydi? Aldığı tehditler üzerine eşine ne söylemişti?

Öldürüldükleri zamanlar çoğunlukla kış mevsimiydi, sanki kar onlara yapılan kötülükleri kapatacakmış gibi… Çoğunun katilleri bulun(a)mayacak, suikastlerinin üstü başka sebeplerle kapatılacaktı. Hepsi aydın, eğitimli, ülkenin bir adım daha ileri gitmesi için uğraşan, doğru bildiklerini paylaşmaktan çekinmeyen pırıl pırıl insanlardı. Bombalandılar, vuruldular. Yürekleri nefretle baş edemeyecek kadar masumdu. Onların ölümlerini haberlerde izleyip, gazete manşetlerinde okuduk. Suikastleri devlet yetkilileri tarafından hep kınandı, yakınlarına başsağlığı dilendi. Yaydıkları ışık kendi suikastlerini aydınlatmaya yetmeyecekti. Ümran Avcı, Kum Saati kitabını “bir yeter çığlığı” olarak tanımlıyor. Yazar, Kum Saati’nin tarihe bir not düşülerek Türkiye’nin suikast sonucu kaybettiği aydınlarının unutulmaması için yazıldığını söylüyor. Kitapta aileler ile röportajlar, arşivden çıkarılmış dokümanlar yer alıyor. Bildiklerini söylemekten çekinmedikleri için bazen işlerine giderken, bazen ellerinde ekmek ya da öğrencilerinin sınav kâğıtları ile öldürülen aydınların suikastlerinin öncesinde ve sonrasında yaşananları merak ediyorsanız, Kum Saati kitabını mutlaka okuyun.

 Ümran Avcı’nın “Kum Saati” kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile hemen satın almak için tıklayın.

 

 

 

 

 



Kapat