BENİ MEKRUH KADINLAR MEZARLIĞINA GÖMÜN.

“Nasıl olur da oraya ölümüzü gömeriz?

Benim unutmak istediğim yüzkarasını millete nasıl olur da hatırlatırsın?”

Ayşad Bahu ölüm döşeğinde, torununa son arzusunu söyler: “Hediye’nin yanına, yalnız selvinin altına gömün beni. Hediye’nin, anasının, zavallı tiyatoracı kızın yattığı mezarların yanına.” (s.45) Anadolu’nun ücra bir yerinde Ayşad Bahu’nun mezarı çoktan kazılmış, herkes son nefesini vermesini beklerken, geriye dönüşlerle onun bu vasiyetine neden olan olayları öğreniriz. Bu kitaba da adını veren, çok özel bir hikâyenin ortasında buluruz kendimizi.

Her kitabıyla ses getiren Kutlu’nun “Yunus Nadi Öykü Ödülü” de alan “Mekruh Kadınlar Mezarlığı” birbirinden değerli yedi öyküden oluşuyor.  Kitaba adını veren bu öykü oyunlaştırılmış, sahneye konarak Devlet Tiyatroları’nda da sergilenmiştir.

 

KİTAPTAKİ DİĞER ÖYKÜLER

Ama ben çok yalnızımdır. “Süsen Gitti” öyküsünde Süsen’in acısı, gönül kırgınlığı, yalnızlığı, insanın içini sızlatır cinsten… Güneydoğu Anadolu’da baskınla ailesinden pek çok kişinin katledildiği küçük Süsen, ne yanık insan kokularını, ne en yakın arkadaşı emmisinin kızı Sebahat’i unutabilir… Yaşadığı travma onu yalnızlaştırır, deliliğin eşiğine getirir. “Süsen Gitti” öyküsünün sonu da, taşıdığı gerçeküstü öğelerle son derece etkileyici.  

 

Çıngıraklı ceviz sandık. “Bir Varmış” öyküsünde; iki oğlu Yemen’e gidip dönmeyen yaşlı Bahubike, Osmanlı’nın şehit ailelerine vereceği kan parasına ve muhtara isyan eder: “Söyle hükümetin adamlarına: O parayı almam.” “O parayla et alsam oğullarımın etini çiğniyormuşum gibi gelir, ot yesem bu toprağı onlar besledi, derim.” Bahubike’nin torununa sahiplenişi de ayrı bir takdiri hak eder bu öyküde.

Kırkı çıktığında, mercanı boynuna taktılar. Adı, Mercan. Çerçi Rasim’in kızı. Doğumu olaylıdır, güzelliği başa belâ. Evliliği aykırı karardır: İki kuması, kendinden yaşlı kocası vardır. Herkesin gözü üstündedir. Ağa Maruf ve kumalarla geçinir gider de bir türlü çocukları olmaz. Ölümle doğumun iç içe olduğu “Mercan’a Güzelleme” adlı öyküde, Mercan’ın dişiliğe uyanışı da alışılmadık bir biçimde yaşanır.

Hanna… Eski arkadaşım. “Ormanda Bir Deniz Kabuğu Gibi” güçlü ve hüzün dolu bir hikâye. Masum dostlukların yaşandığı çocukluk yıllarından iki ilkokul arkadaşı: Hannibal Petros ile Nurdan. İkisi de küçük yüreklerinde taşımakta zorlandıkları büyük aile trajedileri yaşamaktadır. Yıllar sonra Balıkçı Petros’un oğlu Hanna ve Nurdan’ın karşılaşmaları da hüzün dolu, eski bir anıyı getirir beraberinde.

Bir kapıyı açmak istiyordum. ”Yılanlar, Yıldızlar” öyküsü; bir kadın, bir erkek ve bir “sevi” üzerine özgün bir dille yazılmış; doğa, sanat ve söylencelerle iç içe geçmiş, alabildiğine zengin bir öykü. Bireyin öznel, yaratıcı dili; kentli bir kadının aşkı sorgulayışı; anlardan yola çıkıp tüm dünyaya ve insana doğru genişleyen bir çember

Düşlerin eskiye bağlıydı. Yaşam ise hep bugündü. “Solgun Bir Sarı Gül” sinema filmine de uyarlanmış, İstanbul’da geçen uzun bir öykü. Rehber Tuğrul’un, yaşlı kadın komşuları, antikalar arasında, kendi mutsuzluğu içinde yol alan ve çocukluk yaşantısındaki travmaya doğru derinleşen ilginç bir öykü. Yine gerçeküstü sonuyla vurucu bir etki yaratıyor.

*****
Ayla Kutlu’nun “Mekruh Kadınlar Mezarlığı” kitabını indirimli fiyat ve avantajlı kargo seçeneği ile hemen satın almak için tıklayın.

 

 

 



Kapat